Özelleştirmeler
Özelleştirme hukuku, kamu mülkiyetindeki işletme, varlık ve hizmetlerin 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun çerçevesinde özel sektöre devredilmesine ilişkin kuralları düzenler. Enerji sektörü, Türkiye'deki özelleştirme uygulamalarının en yoğun yaşandığı alan olmuştur. Legal Enerji, hem ihaleye katılan yatırımcı tarafında hem de devir sonrası ortaya çıkan uyuşmazlıklarda görev alır.
Özelleştirme ihalelerine katılım
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen ihaleler, kendine özgü usul kurallarına tabidir ve Kamu İhale Kanunu'ndan ayrı bir rejim oluşturur. İhale sürecinin tamamında danışmanlık sağlıyoruz:
- İhale ilanı ve şartnamesinin hukuki analizi, katılım koşullarının değerlendirilmesi
- Ortak girişim grubu kurulması ve iş ortaklığı sözleşmelerinin hazırlanması
- Ön yeterlik başvurusu ve teklif dosyasının hazırlanması
- Teminat mektupları ve teklif geçerlilik koşullarının yönetimi
- Devir sözleşmesinin müzakeresi ve Rekabet Kurumu izin süreçleri
- Devir öncesi hukuki durum tespiti ve risk tespiti
Devir yöntemleri
Özelleştirme tek bir yöntemle yapılmaz; seçilen yöntem, yatırımcının üstlendiği hukuki riski doğrudan belirler. Blok satış, varlık satışı, işletme hakkı devri, kiralama, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve halka arz yöntemlerinin her birinin farklı sonuçları vardır. Özellikle işletme hakkı devrinde, mülkiyet kamuda kaldığı için yatırımcının yaptığı yatırımın akıbeti ve süre sonundaki devir yükümlülükleri sözleşmede açıkça kurulmalıdır.
Devir sonrası yükümlülükler
Özelleştirme sözleşmeleri, satış bedelinin ödenmesiyle sona ermez. Yatırım taahhütleri, istihdam koşulları, üretim sürekliliği, çevresel yükümlülükler ve hisse devir kısıtlamaları gibi devir sonrası yükümlülüklerin takibi ve bu yükümlülüklere aykırılık iddialarına karşı savunma, uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran alandır. Taahhüt ihlali iddiasıyla teminatın irat kaydedilmesi veya sözleşmenin feshi hâllerinde müvekkillerimizi temsil ediyoruz.
Özelleştirme işlemlerine karşı dava
Özelleştirme kararları ve ihale işlemleri idari işlem niteliğinde olup iptal davasına konu edilebilir. İhale sürecinden dışlanan istekliler, değerlendirme dışı bırakılma kararına karşı; üçüncü kişiler ise özelleştirme kararının hukuka aykırılığı iddiasıyla dava açabilir. Bu davalarda, hem işlemin iptali hem de yürütmenin durdurulması taleplerini yürütüyoruz.
Enerji varlıklarının özelleştirilmesi
Elektrik dağıtım bölgelerinin, üretim santrallerinin ve hidroelektrik tesislerin devrinde; devralınan varlığın lisans durumu, mevcut sözleşmeleri, geçmiş dönem borçları, kaçak-kayıp yükümlülükleri ve çevresel sorumlulukları ayrı bir inceleme gerektirir. Bu alandaki deneyimimizi, devir öncesi risk tespiti ve devir sonrası uyuşmazlık yönetimi olarak iki başlıkta sunuyoruz.
- Özelleştirme ihaleleri Kamu İhale Kanunu'na tabi midir?Hayır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, özelleştirme uygulamalarını kapsam dışında bırakır. Özelleştirme ihaleleri 4046 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler ile ihale şartnamesinde belirlenen usule tabidir. Bu nedenle Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikâyet yolu bu ihalelerde işletilemez; hukuki denetim doğrudan idari yargı yoluyla sağlanır.
- İşletme hakkı devri ile mülkiyet devri arasındaki fark nedir?Mülkiyet devrinde varlık yatırımcının malvarlığına geçer. İşletme hakkı devrinde ise mülkiyet kamuda kalır; yatırımcı belirli süreyle işletme ve gelir elde etme hakkı kazanır. Süre sonunda tesisin, sözleşmede öngörülen durumda idareye iadesi gerekir. Bu fark, yatırımın amortismanı ve finansmanı bakımından belirleyicidir.
- Özelleştirme kararının iptali hâlinde devir geçersiz olur mu?İptal kararı, kural olarak işlemi baştan itibaren ortadan kaldırır. Ancak fiilen tamamlanmış ve üçüncü kişi haklarının doğduğu devirlerde uygulama, kazanılmış hakların korunması ile hukuka aykırılığın giderilmesi arasında denge kurmayı gerektirir. Sonuçlar somut olayın aşamasına göre değişir; bu nedenle iptal riski, işlem yapılırken değerlendirilmelidir.
- Yatırım taahhüdü yerine getirilmezse ne olur?Sözleşmede öngörülen yaptırımlar uygulanır: gecikme cezası, teminatın irat kaydedilmesi ve ağır hâllerde sözleşmenin feshi ile varlığın geri alınması gündeme gelir. Taahhüdün yerine getirilememesi mücbir sebep veya idarenin kendi kusuruna dayanıyorsa, bu savunmanın zamanında ve belgeli biçimde ileri sürülmesi gerekir.
